Köprücük Kemiğine Hangi Doktor Bakar?
Kayseri’nin sokakları, yazın sıcak günlerinde bile serinlemiş gibi gelir insana. O kadar tanıdık, o kadar özeldir. Birlikte büyüdüğüm bu şehre her adımda bir parça daha bağlanırım. Bu kadar alışkın olduğum bir yerin içinde bile, bazen bir şeylerin kaybolduğunu hissederim. Tıpkı geçen hafta olduğu gibi… Bir sabah, uyanıp başımı kaldırırken, köprücük kemiğimde hissettiğim o ağrı, kaybolan bir parçanın başlangıcı gibiydi.
O Sabahın Sessizliği
O sabah hiçbir şeyin farklı olduğunu fark etmedim. Uyanır uyanmaz, her zamanki gibi kahvemi hazırladım ve bilgisayarımı açtım. Ama bir şeyler eksikti. Sadece bir sabah başı değil, içimde de bir boşluk vardı. Günlük tutmayı seviyorum; duygularımı kağıda dökmek beni rahatlatıyor. Ama bugün o yazıyı yazmadım. Bilgisayarımı açıp köprücük kemiğimi kontrol etmek istedim.
Bir anda, sağ köprücük kemiğimde keskin bir ağrı hissettim. Bir dakika, dedim kendi kendime. Ne oldu? Bu ağrı ne? Ellerimle yavaşça hissettim. Ne vardı ki orada? Bir gariplik vardı. Dikkatlice bakınca, kemiğin üzerinde bir şişlik fark ettim. İçimde beliren ilk his, bir şeylerin ters gitmeye başladığıydı.
Hekim Arayışı: “Köprücük Kemiğine Hangi Doktor Bakar?”
Ağrım gittikçe arttı ve kaybolmadı. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Kimseye de söylemedim. Bunu anlatmanın ne kadar zor olduğunu düşünerek, önce internetten araştırmaya başladım. “Köprücük kemiğine hangi doktor bakar?” diye arattım. Sonuçlar arasında genellikle ortopedi ve travmatoloji uzmanları vardı. Ama bir yandan da içimden şüpheler yükseliyordu. Acaba başka bir şey mi vardı? Bir tıp fakültesine, bir uzmana mı gitmeliyim? O kadar fazla seçenek vardı ki…
Kayseri’de büyük bir hastane vardı, adını hemen hatırlayamıyorum ama çok sık gittiğim yerlerden biriydi. Hızlıca randevu almak istedim, ama içimdeki korku büyüdükçe tereddütlerim arttı. Herkesin tavsiye ettiği o doktor, gerçekten bu işin uzmanı mıydı? Peki ya yanlış yere gidersem, ne olurdu? İçimde bir korku vardı ama bunu kimseye söylemek istemedim. Bazen insan, bir şeyin kötüye gidebileceğini bilse de, yüzleşmek istemez.
Doktor Mu? Yoksa Kendi Kendine İyileşme Mi?
Bir kaç gün geçtikten sonra, ağrıdaydı ama hala bir şeylerin ters gitmediğini düşünüyordum. İçimden bir ses, “Bunu geçirebilirsin, belki de kendiliğinden geçer.” diyordu. Ama diğer bir ses de, “Eğer geçmezse, bir doktorla görüşmen gerekebilir.” diyordu. Hangi sesi dinlemeliydim? Kayseri’nin 25 yaşındaki bir genci olarak, bazen bu tür belirsizliklerde karar verememek beni gerçekten çok zorlar. Bir adım atmak, bir karar vermek o kadar kolay değilmiş gibi hissediyorum.
Bir sabah, internette doktor arayışım sırasında bir arkadaşım aradı. Bir süre sohbet ettikten sonra, ağrımdan ve arayışımdan bahsettim. O kadar doğru bir noktaya değindi ki… “Görüntüleme ve tedavi için bir ortopedi uzmanına gitmen gerek. Ama önce, seni muayene etmeli.” dedi. Duygusal anlamda, bir çözüm önerisi duymak içimi rahatlattı. Ama bir şeyler hala eksikti. Zihnimde hala sorular vardı. Yine de artık ne yapmam gerektiğini biliyordum.
Hastaneye Gitmek: Karar Anı
Birkaç saat sonra hastaneye gitmek üzere çıktım. Adım, muayene sırası, odada oturmak, biraz daha dağılmış halde düşünceler içinde olmak… Kendimi bir çocuk gibi hissettim. Yani, her zaman güçlü hissetmeye alışkın olduğum zamanlar da oluyordu, ama şimdi yalnızdım. Köprücük kemiğime bakacak olan doktorum da, bu yalnızlığın bir parçası gibiydi.
Muayene odasına girdim ve doktorumun gözleri, içimdeki korkuyu gördü. Bir an duraksadım. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Ama o an, ağrı, kaybolan parça, kaybolan güven duygusu hepsi birleşti. “Köprücük kemiğine bakacak olan doktorum kimdi?” Bu sorunun cevabını bulmak, içimi biraz da olsa rahatlatmıştı.
Doktorun Sözleri ve Beklentilerim
Doktorum bana, “Birkaç test daha yapmamız gerek.” dedi. Sonuçları beklerken kafamda bir sürü soru vardı. Bu ağrı geçecek miydi? Yoksa başka bir şey mi oluyordu? Tüm bu belirsizlik, içimdeki o tanıdık kaygıyı tekrar su yüzüne çıkardı. Ama bir yandan da, bir şeylerin değiştiğini hissediyordum. İlk kez, vücudumun bir parçasına tam anlamıyla dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu fark ettim.
Umut ve Kapanış
Sonunda doktorum, test sonuçlarına bakarak şişlik ve ağrının birkaç gün içinde geçebileceğini söyledi. Ama eğer geçmezse, bir ameliyat olabileceğimden de bahsetti. Ne kadar korksam da, bu tür açıklamalar bana bir şeyler kazandırmıştı. Kayseri’nin sokaklarına, güneşin doğuşuna bakarken, belki de hayatıma dair küçük bir parçayı daha öğreniyordum.
Her şey yoluna girdiğinde, belki de bir daha “Köprücük kemiğine hangi doktor bakar?” diye sormayacağım. Ama o sabah, o ağrı, o kaybolan parça ve doktorun o rahatlatıcı sözcükleri bir dönüm noktasıydı. Bazen, küçük bir ağrı bile hayatın ne kadar kırılgan olduğunu, ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor.
Bugün, o eski kaygılarımın yerini bir tür kabul almıştı. Umutla bakıyorum ve hayatımda bazen kaybolan parçaların aslında bize neler öğrettiğini düşünüyorum. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, her şeyin çok daha anlamlı olduğunu hissediyorum.