Nicel Sayılabilen Mi? Bir Hayal Kırıklığı ve Umut Hikâyesi
Bazen bir şeyin ne kadar önemli olduğunu tam olarak bilemezsin. Öylesine geçiştirirsin, ama sonra bir anda kendini bir sorunun içinde buluverirsin. Kayseri’de, günün sonunda sararmış yaprakların rüzgarla dans ettiği bir sokakta yürürken, aklıma geliveren bir soru vardı: Nicel sayılabilen mi? Bu soru, o kadar basit ve soğuk bir anlam taşıyordu ki; ama içinde kaybolduğum bir anlam bambaşka bir şeydi.
Bir Anın Kıyısında: O Anı Hissedebilmek
Geceyi bekliyordum. Günün karmaşası içinde kaybolmuşken, akşamın soğuk havası ve şehrin sessizliği bana çok şey anlatıyordu. Bir akşam yürüyüşü… Ne kadar sıradan bir şey gibi görünüyor, değil mi? Ama o gün, tüm sokaklar, yalnızca ben ve düşüncelerimle doluydu. İçimde bir şeyler kıpırdıyor, düşüncelerim birbirine karışıyordu.
Nicel sayılabilen mi? diye düşündüm. Bu soru, aslında bir anda kafamı meşgul eden bir çözülmemiş sorun gibiydi. O an, o kadar karışıktı ki, her şeyin sayılabilen ve ölçülebilir bir şey olması gerektiğini düşündüm.
İçimdeki ses: “Bir şeyin değeri yalnızca sayılarla mı ölçülmeli? O zaman duyguların, anların, hayallerin sayılabilmesi gerekmez miydi?”
İçimde bir yerlerde, “Evet, her şey sayılabilen olmalı,” diyordu. Bir düşünce vardı, sayılarla anlatılabilen, ölçülebilen her şeyin daha anlamlı olduğuna inanan bir düşünce. Ama bir diğer yanda, “Hayır, duygular, anlar, hiç bir zaman sayılabilir değil,” diyen başka bir ses de vardı.
O gün, eski bir arkadaşım geldi aklıma. Birlikte geçirdiğimiz zaman, kelimelerle tanımlanamayacak kadar değerliydi. Oysa sayılarla ölçülmesi mümkün olmayan bir şeydi. Ve işte, o eski zamanları düşününce, “Nicel sayılabilen mi?” sorusu bir soru olmaktan çıkıp içimde bir çatışmaya dönüştü.
Bir Sohbet, Bir Soru: Geçmişin Yansıması
Bir zamanlar, kaybettiğimiz eski arkadaşımın evinde oturduk, saatlerce sohbet ettik. O kadar doğal ve içtendik ki, hiç bir şeyin sayılabilir olmasına gerek yoktu. İki kişi, aralarındaki bağda her şeyin tartışmasız, ölçülemez olduğunu hissediyorduk. Ama ne zaman ki bir konuşmamızda rakamlar ve sınavlar gündeme geldi, aradaki bu anlam farkı açığa çıktı.
“Bütün bunları sayılarla ölçmeye çalışmak, çok küçük bir şey değil mi?” dedim ona. “Duygular ya da anılar asla bir testin cevabı gibi değil ki. Sayılabilir olan her şey, bir anda anlamını kaybediyor.”
O, bana yalnızca gülümsedi. “Bunu senin kadar içten bir şekilde kimse söylemez,” dedi. Ama o an, hiçbir şeyin sayılabilen bir şey olamayacağını, bir insanın ruhunu ölçmeye kalkmanın, ne kadar hatalı bir şey olduğunu fark ettim.
İçimdeki ses: “Bunu hala tam anlayamıyor musun? Bir rakam, sana hiç bir şey ifade etmiyor. Ama bir insanın hissettiklerini, ruhunu, içinde ne fırtınalar koptuğunu sayılarla ölçemezsin. Sayılar bir sınır çiziyor. O sınırın ötesine geçemediğinde, gerçek anlam kayboluyor.”
O an, sayıların gerçekte hiçbir değeri olmadığını hissedim. Duygular, hayaller, sevgi ve kayıplar… Hepsi sayılabilen bir şey değildi. Bu anlamı, sayılarla ölçmek bana hiç de doğru gelmiyordu.
Hayal Kırıklığı ve Umut: Sadece Bir Rakama Değmez
Bir hafta önce, hayatımda bir karar vermem gerekti. Her şey bir rakama, bir sayıya indirgenmişti. İş görüşmesinde bana söyledikleri, önümdeki “performans puanı” ve yıllık hedeflerdi. O sayılarla açıklanabilen başarılar, bana her şeyin çok anlamsız ve boş geldiğini hissettirdi.
İçimdeki ses: “Ne kadar küçük bir şey… Sayılarla, rakamlarla bir insanın değerini ölçmek, sadece bir hayal kırıklığına yol açar.”
Ben, o rakamları umursamadım. İçimdeki umutla, her şeyin sadece sayılarla ölçülmediğini bilerek, geçmişteki yaşantılarımın gücüyle adım attım. Her şey bir sayıdan daha fazla bir şeydi. Sayılar o anın içinde kayboluyor, birinin gözlerindeki parıltı, bir arkadaşla paylaşılan o anı, o his her şeyden çok daha değerliydi.
Hayal kırıklığım, sonunda beni başka bir noktaya taşıdı. Birinin gözlerinde bulduğum o anı, kaybettiğim bir dostluğun yerini alacak hiçbir sayının olmadığını fark ettim. “Nicel sayılabilen mi?” sorusunun yanıtı, hiç de sayıların olduğu bir dünyada değildi.
Sonuç: Sayılar ve Duygular Arasında
Bazen, rakamların ve sayılarla her şeyi açıklamanın çok anlamsız olduğunu düşünürsünüz. Duygular, ilişkiler, geçmişin, geleceğin, o anların hiçbirini sayılarla anlatmak mümkün değildir. İçimdeki hayal kırıklığı ve sonunda keşfettiğim umut, bana bir kez daha gösterdi ki, nicel sayılabilen şeyler her zaman anlam taşımaz. Anlam, çoğu zaman içinde hissedilen bir şeydir ve bu, bir sayı ile ölçülemez.