Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir Sabah
O sabah Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken içimde bir garip heyecan vardı. Hafif rüzgâr yüzüme çarpıyor, adeta eski zamanlardan gelen bir sır fısıldıyordu bana. Günlüklerime yazmak için durduğum o köşedeki eski çınar ağacının altında bir an duraksadım. “İmam Tirmizi hangi mezheptir?” diye kendi kendime mırıldandım.
İçimde bir burukluk da vardı. Belki de meraktan, belki de geçmişteki bilgilerin bana yetmediğini fark etmenin verdiği hayal kırıklığından… Tirmizi’yi hep hadis külliyatıyla biliyordum; ama bir mezhep sorusu, birden kişisel bir meseleye dönüşüverdi içimde. Sanki o, sadece tarih kitaplarında değil, benim duygularımda da yaşıyordu.
Bir Kitapçının Tozlu Rafları
O gün, Kayseri’nin eski kitapçılarından birine sığındım. Raflar arasında yürürken toz kokusu ciğerlerime doluyor ve eski ciltlerin arasında kayboluyordum. Gözlerim, yıllar öncesinin alimlerinin yazılarına takıldı. Bir kitapçının köşesindeki küçük bir not dikkatimi çekti: “Tirmizi, hadis alanında önemli bir isimdir; Sünnî mezhebinin cemaatine bağlıdır.”
İçimde bir sevinç patlaması yaşadım, ama hemen ardından hafif bir hüzün çöktü. “Ne garip,” dedim kendi kendime, “yıllardır merak ettiğim bir sorunun cevabını bulmak bu kadar sessiz ve tozlu bir rafın arasında bekliyormuş.” O an hissettiğim heyecanla kalemimi çıkardım ve günlükme yazdım. Tirmizi’nin Sünnî olduğunu bilmek, sadece tarihsel bir bilgi değil, aynı zamanda benim için bir rehber gibi hissettirdi.
Çay Bahçesinde Bir Sohbet
O akşam, Çarşı içindeki küçük çay bahçesinde oturuyordum. Güneşin kızıl tonları Kayseri’nin taş binalarına vuruyor, sokaktan geçenlerin sesi hafifçe karışıyordu. Yan masadaki yaşlı bir amca, Tirmizi hakkında sohbet ediyordu. Duyduklarımı not ettim: “Tirmizi, hadisleri titizlikle derlemiş ve Sünnî alimler arasında saygı görmüş biri.”
İçimde hem hayranlık hem de şaşkınlık vardı. “Böylesi bir insanın eserleri yüzyıllar boyunca okunmuş ve değer görmüş,” diye düşündüm. Ama bir yandan da içimde bir boşluk vardı; acaba ben de böyle bir etki bırakabilecek miyim? O an hissettiğim duygular karmaşıktı; gurur, merak, hafif bir kıskançlık… Hepsi bir arada.
Evime Dönüş ve İçsel Hesaplaşma
Evime dönerken sokak lambalarının sarı ışığı altında yürüdüm. İçimde bir hesaplaşma vardı. Tirmizi’nin Sünnî mezhebine bağlı olması, onun eserlerinin ve yaklaşımının çerçevesini belirliyordu. Ama ben, tarih ve mezhep bilgisi kadar, insan olarak onun azmine ve titizliğine hayran kalmıştım.
Günlükme dönerken şöyle yazdım: “İmam Tirmizi hangi mezheptir? Sünnî. Ama ben sadece mezhebiyle ilgilenmiyorum; onun insan olarak disiplini, bilgiyi araştırma tutkusu ve sabrı bana ilham veriyor.” Kalbim, hem bilgiyle hem de duygularla doluydu.
Gece ve Yalnızlıkta Düşünceler
O gece, odama çekildiğimde pencereden Kayseri’nin gece ışıklarına baktım. İçimde bir huzur vardı; cevabı bulmanın verdiği huzur. Ama aynı zamanda hafif bir özlem de… Tirmizi’yi anlamak, sadece bir mezhep sorusunun cevabını bulmak değil, tarih boyunca süregelen bir emeği ve insan çabasını hissetmek demekti.
Düşüncelerim birbirine karıştı: “Bir insanın yazdıkları, yüzyıllar boyunca okunup anılıyorsa, bu sadece bilgi değil, ruh taşımak demektir.” Ve işte o an hissettiğim duygu yoğunluğu, hem hayranlık hem de umutla doluydu. Gelecekte kendi yolumda, küçük de olsa böyle bir etki bırakabilir miyim sorusu kafamı kurcalıyordu.
Bu yazımızın sonunda sizi yalnız bırakmıyoruz; “İmam Tirmizi hangi mezheptir” hakkında aklınıza takılan her şeyi Cife üzerinden sorabilirsiniz.
Sonuç: Bir Genç Gözünden Tirmizi
Günlüklerimde o gün boyunca yaşadığım duygular, Tirmizi’nin mezhebi bilgisinden çok daha fazlasını içeriyordu. İmam Tirmizi Sünnî mezhebine bağlıydı; bu bilgi mantıklı ve tarihsel olarak önemliydi. Ama benim için esas değer, onun insan olarak gösterdiği titizlik, merak ve kararlılıktı.
Kayseri sokaklarında, eski kitapçılarda ve çay bahçelerinde yaşadığım bu küçük serüven, bana bir kez daha gösterdi ki; bilgi ile duygular birbirinden ayrılamaz. Bir mezhep sorusu, bazen bir insanın ruhuna dokunan bir hikâyeye dönüşebilir. Ve ben o hikâyeyi, hislerimle, hayal kırıklıklarımla, heyecanımla ve umudumla yaşadım.
Okuyucuya sorum: Siz bir ismin mezhebi bilgisini öğrenirken, aynı zamanda o insanın yaşamından, çabasından ve disiplininden ilham almayı hiç düşündünüz mü? Çünkü bazen cevaplar sadece bilgi değildir; hissetmek ve içselleştirmek de aynı derecede önemlidir.