İyilik ve Kötülük Okulu Kaç Yaş İçin Uygundur?
Hayatın Bize Öğrettikleri
Bugün, Kayseri’nin soğuk sokaklarından birinde yürürken içimde bir soru dönüp duruyordu: İyilik ve kötülük okulu kaç yaş için uygundur? Bu soruyu birkaç gün önce bir kitapçıda rastladığım bir romanın ismiyle tanıdım. İyilik ve Kötülük Okulu… Baştan çıkarıcı bir isimdi, merakımı uyandırmıştı. Fakat zamanla bu soru daha derin bir hale geldi. Bir noktada, “Okul” dediğimiz şey sadece çocuklar için mi vardı? Yoksa hayatın her anında öğrenilmesi gereken bir ders mi?
Geçen gün, bir arkadaşımın bana gönderdiği bir mesajla bu soruya farklı bir açıdan bakmaya başladım. “Okulun yaşı yoktur” diyordu. Aslında bu çok doğru bir tespitti, çünkü ben de sıkça şunu düşünüyorum: Bir insan ne zaman iyilik ya da kötülük üzerine ciddi bir farkındalık kazanabilir? Bu farkındalık, yaşla mı alakalıydı, yoksa tamamen içsel bir olgunlukla mı?
—
Bir Gün Hayatımı Sarsan O An
Bir sabah, başımda yaşadığım bir olayla tüm bunları daha derin bir şekilde düşündüm. Kayseri’nin kalabalık pazarında gezerken, gözlerim bir çocuğun yere düşen çantasını almak için koştuğunu gördü. Çanta düşmüş, içerisi ise darmadağındı. Çocuk, yaşı benden küçük ama gözlerindeki korku ve telaş, bana yaşamın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı.
Birkaç saniye sonra, o çocuğun yanına gidip yardım ettim. Çantasını alırken, onun bana teşekkür etmek için sözcük bulamayışı beni derinden etkiledi. Anladım ki, o çocuk henüz hayatın iyilik ve kötülük dengesine dair bir farkındalık geliştirmemişti. Onun bakış açısıyla, dünyada sadece “gerçek” ve “değerli” olan şeyler vardı: ailesi, okulu, oyuncakları…
O anda, “İyilik ve Kötülük Okulu”nun yaş sınırı yoktu. Her an, her yaşta insanın bu dersleri öğrenmesi gerekiyordu. Hangi yaşta olursak olalım, iyiliği ya da kötülüğü yapabilme potansiyeline sahipti her birimiz.
—
Evet, Hayat Bir Okuldur
Yavaşça fark ettim ki, hayat aslında bir okul gibiydi. Bazen yıllar boyunca duvarların içinde neyin doğru olduğunu keşfetmeye çalışırken, bazen de aniden, hiç beklemediğimiz bir anda bir pencere açılır ve tüm cevaplar orada, o anın içinde belirir.
Bir diğer düşündüğüm konu da şu oldu: İyilik ve kötülük okulu dedikçe, aslında kimseyi belirli yaş sınırlarına sokamayız. İyiliğin ya da kötülüğün öğretileri her yaşta farklılıklar gösterse de, bu duyguları hissetme ya da seçme hakkı her birimize aittir. Çocuklar bile kendi hayatlarında bu ayrımı yapacak kadar büyümeye başlarlar.
—
Hayal Kırıklığı ve İhtiyaçlar
Bazen, insan duygusal anlamda hayal kırıklıkları yaşar. Ben de o anlardan birini yaşadım. Bir arkadaşım, hayatını değiştirmek için bambaşka bir yol seçti. Onun seçimlerini anlamadım, çünkü o zamanlar “iyilik” üzerine fazla düşündüğüm bir dönemdeydim. İnsanlar bazen, iyiliği sadece kendi çıkarlarına uygun şekilde yorumlayabiliyorlar. Bu, hem kalbimi kırmıştı hem de bana hayatın ne kadar çelişkili olduğunu göstermişti.
Gerçekten iyi olmak, sadece sevgiyle yaklaşmak değilmiş. Bazen iyilik, başkalarına yardım etmek değil, kendine acımasızca dürüst olmakmış. Ama bu, zordur. Ne zaman başkalarının hatalarına göz yumabilirsin, ne zaman onlara kendi hatalarını gösterebilirsin?
İşte o an, iyiliğin ne demek olduğunu anlamam gerekti. Kötülüğü tanıdım, ama iyiliği ondan çok sonra keşfettim. Bir yaş meselesi yoktu. Bir insan, ne kadar büyüse de, içindeki bu çelişkileri anlamak için bazen bir ömür bile yetmiyor.
—
Bir Başka Dönüm Noktası: Hayal Gücü ve Umut
Geçenlerde bir başka arkadaşım bana, “Gerçekten senin gibi düşünen biriyle çok konuşmak istiyorum!” dedi. Bu beni derinden etkiledi. O an, içinde bulundugum İyilik ve Kötülük Okulu hakkında ne kadar yanlış düşündüğümü fark ettim. Hayatın her aşamasında karşımıza çıkan olaylar, her zaman bir şeyler öğretir. Bazen birinin senden daha iyi olduğunu düşünürsün, bazen de birileri sana “iyi” olmanın ne kadar zor olduğunu anlatır.
Benim gibi birinin iyi olması, kendini sorgulamasını engellemek demekti. Oysa, iyilik, asla mükemmel olmak değil; tam tersine, her bir hatanın ardından yeniden doğrulmak ve hatırlamak demekti.
—
Sonuç: İyilik ve Kötülük Okulu
Kayseri’deki o pazar sabahı, çocuğun o utangaç bakışları hala gözlerimin önünde. İyilik ve kötülük, aslında hayatın her anında yer alıyor ve ne zaman “okul” çağına geldiğimizi kimse söyleyemez. Çünkü “okul” sadece bir mekân değil, bir süreçtir. İnsan, büyüdükçe, hayatı anlamaya çalıştıkça iyilik ve kötülük arasındaki ince çizgiyi daha iyi kavrayacaktır. Ama önemli olan bir şey var: İyilik ve kötülük okulunun aslında bir yaş sınırı yoktur. Hayat, bu okulun içinde öğrenilmesi gereken en önemli derstir.
—
Hayat her anını, yaşadığımız her küçük anı bir ders olarak sunuyor. Çocukken öğrendiklerimizle, büyüdükçe öğrendiklerimiz arasındaki fark aslında biz ne kadarını fark ettiğimizle ilgilidir. O yüzden her yaşta, her dönemde, her durumda İyilik ve Kötülük Okulu bizimle birlikte olacak.